Ayrışma Mücadelesi 1

Sabiha Kocabıçak

 

“Ben annemden ayrı biriyim” Bir Çocuk

“Bağımsız bir birey olmak istiyorum! Anne ve baba, beni rahat bırakın lütfen!” Bir Ergen

“Bağımsız bir birey olarak kendime özgü düşünce ve duygularım var. Başkalarından etkilenmeden, kendi duygu ve düşüncelerimi anlayabilir, ayırt edebilir ve dile getirebilirim” Bir Yetişkin

 

Ayrışma, psikolojik gelişim için olmazsa olmazlardandır ve psikoloji literatüründe çeşitli kişiler tarafından bazı farklarla ele alınmış bir kavramdır. Mahler, Pine ve Bergman (1975/2003) ayrılma-bireyleşme sürecini birbirini tamamlayan iki ayrı gelişme olarak görür: Ayrılma, çocuğun anneyle bir olma halinin sona ermesi, bireyleşme ise kişinin bireysel özelliklerinin ortaya çıkması demektir.

Çocuk daha küçücükken başlayan bu süreç, yaşamın ilerki dönemlerinde de sürer. Erken çocukluk döneminde, sağlıklı bir anne-çocuk ilişkisinde, çocuğunun bakımıyla ilgilenen annenin aynı zamanda onun bağımsızlaşmasını teşvik etmesi önemlidir (Mahler ve arkadaşları, 1975/2003). Ergenlik döneminde ise aileden psikolojik olarak ayrışıp bireyselleşmek yine başarılması gereken önemli bir görevdir ve bu dönemdeki süreç, ikinci bireyleşme süreci olarak adlandırılır (Blos, 1967). Gençlerin sağlıklı bir ayrışma-bireyleşme düzeyine erişmesi, aile dışından kişilerle kuracakları ilişkilerini etkiler. Sorunlu bir ayrışma-bireyleşme süreci yetişkinlikte kurulacak ilişkileri ve evlilikleri olumsuz etkileyebilir (Saraiva ve Matos, 2012; Haws ve Mallinckrodt, 1998).

Her içsel süreç gibi ayrışma-bireyleşme yaşam boyu devam etse ve hiçbir zaman bitmese de, Mahler ve arkadaşlarına (1975/2003) göre çocuğun asıl ayrışma-bireyleşme mücadelesi dördüncü veya beşinci aylar ile onüçüncü veya onaltıncı aylar arasındadır. Bu mücadele, kısaca şöyle anlatılabilir:

Gününün çoğunu uykuda ya da yarı uykulu-yarı uyanık bir halde geçiren, acıktığında ya da başka bir ihtiyacı olduğunda ağlayarak uyanan, ihtiyacı karşılandığında yeniden uykuya dalan bir yenidoğan, kendisini annesinden ayrı bir varlık olarak göremez. Annesiyle birdir. İçsel ve dışsal olanı, kendisini ve ötekini birbirinden ayıramaz.

Bebek, dört-beş aylık olduğunda, kendi bedeniyle annesininkini ayırt edebilir, annesinin bedenine göre şekil alabilir, ona yaklaşabilir ya da ondan uzaklaşabilir, kendisinin ve annesinin bedenini yoklayabilir. Bu dönemde annesinin saçı, gözlüğü veya kolyesi ilk kez dikkatini çeker. Özellikle altıncı ve yedinci aylar anneyi keşfetme çabasının doruğa ulaştığı zamanlardır; annenin yüzüne ve bedenine elleriyle dokunarak ve annenin üzerinde gözlerini gezdirerek onu keşfetmeye çalışır. Bebeğin dikkati kendi bedeninden dış dünyaya yönelmiştir.

Hareket kapasitesinin geliştiği onikinci ay civarında ve sonrasında çocuk, dış dünyayla daha fazla ilgilidir artık ve çevresini keşfetmeye çabalar. Ne de olsa emekleyebilir, tırmanabilir, adım atabilir veya kendisini dikleştirerek annenin bedeninden ayrı durabilir, ondan uzaklaşabilir. Bunlar da ayrışma-bireyleşme açısından yeni fırsatlar sunar çocuğa. Ancak, anneden uzaklaşmanın getirdiği krizler de vardır; örneğin, çocuk, ayrılık kaygısı yaşar, anneyi kaybetmekten korkar ve ona yeniden yaklaşmaya çalışır.

Onbeşinci ay civarında ise çocuk, anneden ayrı olduğunu kabul eder ve annesinin isteklerinin her zaman kendisininkilerle aynı olmadığını kavrar. Ancak, yine de anneyle ilişkilerinde bir karmaşa vardır. Anneyi uzağa itmekle ona yapışmak arasında gidip gelir. Ayrı olmak ister ama aynı zamanda anneyle bir olmak ister. Sonunda çocuk, bu krizi çözmek için anneyle arasına uygun bir mesafe koyar ve bu genellikle 21. ay civarında olur. Bunu başarabilmek, mücadelesinin bittiği anlamına gelmez, yaşam boyu sürecek olan mücadelesinde sadece ilk adımlarını atmıştır daha.

(Devam edecek)

 

Kaynaklar:

Blos, P. (1967). The second individuation process of adolescence. Psychoanalytic Study of the Child, 22, 162–186.

Haws, W. A. ve Mallinckrodt, B. (1998). Separation-individuation from family of origin and marital adjustment of recently married couples. The American Journal of Family Therapy, 26.

Mahler, M., Pine, F., ve Bergman, A. (1975). The psychological birth of the human infant. New York: Basic Books.

Mahler, M., Pine, F., ve Bergman, A. (2003). İnsan yavrusunun psikolojik doğumu [The psychological birth of the human infant] (Çeviren: Ali Nahit Babaoğlu)İstanbul: Metis Yayınları.

Saraiva, L. M. ve Matos, P. M. (2012). Separation-individuation of Portuguese emerging adults in relation to parents and to the romantic partner. Journal of Youth Studies, Vol. 15, No. 4, pp. 499

Paylaş